DİL

Dilsiz bir düşünce sistemi inşa ettim. Ve fark ettiğim şey şu oldu: Dilsel ifade etmediğim varlıklar zihnimde görsel şekilleriyle var oldular. Mesela tanrıyı uçan bir gök cismine benzettim. Sonrasında aklıma takılan soru şu oldu “Bendeki bu izlenimini iletilebilir hale gelmesi için dille ifade edip tanrı dediğimde, zihnimdeki karşılığı uçan bir gök cismi olan tanrı kelimesine zihnimdeki gerçek anlamını yükleyebilir miyim?” Cevabını buldum “Hayır.” Çünkü o kelimeyi ben yaratmadım ve o kelimenin karşı tarafa aktardığı anlamdan geri dönüşü yine dille olacağı için asla uçan bir gök cismi olarak algılanıp algılanmadığından emin olamayacağım. Tanrı diye dile getirişim ya sözlükte ona bahşedilen manasını yansıtacak ya da hiç sözlüğü açıp tanrı kelimesinin anlamına bakmamış birine daha önceki tecrübeleriyle o kelimeye kattığı anlamı yansıtacak.

O halde dilin tanımı için diyebiliriz ki dil bize düşündüğümüz şeyleri aktarmamızı sağlayan ancak bunu zihnimizdeki yansımaları çerçeveleyerek yapan bir araçtır, aracıdır. Bundan sonra devam ettim ve zihnimde var olan yansımayı dil yoluyla iletilir bir çerçeveye sığdıracak olursam çizeceğim çerçevenin zihnimdeki yansımadan tamamıyla farklı olacağını gördüm. Ve vardığım kanı şu oldu: Düşünürken kullandığımız ifadeler (kelimeler) aslen zihnimizde bulunan anlamlarından oldukça farklı. Peki durum böylelikle dil ile düşünürken gerçekten düşündüğümüz şeyleri zihnimizdeki gerçek görüntüleri ve anlamlarıyla düşünebilir miyiz? Yoksa bize düşünülmesi için çizilen düşünce sınırlarının içinde boş boş dolanıyor muyuz?

Dil ile düşünmek aslında varlıklardan kopup bizi çerçevelerden oluşan başka bir çerçeveye hapseder. O halde dil ile düşünerek yaptığımız şey aslında öncesinde belirlenmiş çerçeveleri yan yana getirmekten farksızdır. Bu durum gösterir ki dil ile düşünme işi bizi bilinen ve belirlenmiş çerçevelerden, bilinmez ve bilinmesi bilinme işi için bir temele ihtiyaç duymayan bilgiye götüremez.

Dilin inşa edilebilmesiyle birlikte ya evrenin de sayısız sayılı çerçevelerden oluştuğu kanıtlandı ya da birebir evreni algılayış biçimimiz bu hale dilin inşasıyla geldi. Şu anki evren, çerçeveler silsilesi ve gerçek olan hiçbir şeyle ilgili değil. Bu durum da gösteriyor ki yalnızca var olandan türetilmiş ancak var olanla temellenmemiş çerçeveler dizisi olan dil, bizi ve hayatımızı çerçeveleyen yarattıklarından daha büyük bir çerçeve.

Ben anlaşılamayacağını bildiğim bu yazıyı niçin yazdım?
Ve sen artık kimin sana ne dediğinden nasıl emin olacaksın?

Paylaş

Cevap yazın